bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2012 Pazar

Bir Masanın Hikayesi

Bir Masanın Hikayesi   


   Saçlarını arada hafif hafif dağıtan bahar esintisi kendisini sokak kıvrımlarında, yokuş başlarında daha çok hissettiriyordu. Varacağı yer konusunda hislerine her zaman güvenirdi; nitekim bir anda önünde durduğu evin doğru ev olması da bu güveni fazlasıyla onaylar gibiydi. Evin bir metre gerisinden aldığı kokular bu hislerini kuvvetlendirmişti; pudralı salatalık, krem, kavun kokusu ve biraz da bahar temizliği kokusu. Büyük ahşap mavi kapının bronz rengi kapı tokmağını tam ittirecekken kapı kendiliğinden gıcırdayarak açıldı. Bahçeden mutfak penceresine doğru yaklaştıkça pudralı salatalık ve bahar temizliği kokusu artıyor, üzerine bir de taze limon ve ıtır kokuları ekleniyordu. Belli ki ilkyaz günlerini bu bahçede iliklerine kadar hissedecekti bugün. Bir yerden çocukken çok sevdiği kuş düdüğü sesi geldi. Kafasını yukarıya kaldırdı ve etrafına bakındı. Kuş düdüğü sesinin hangi kuşun sesine benzediğini hep merak etmişti, fakat ne kadar baktıysa da hangi kuştan geldiğini bulamadı. Etrafına bakınmışken bu evin bahçesinin diğer evin bahçesinden biraz daha küçük ama tam Alina'nın sevdiği gibi daha gölgelik olduğunu farketti. Mutfağın penceresine yanaştı, ellerini gözlerinin iki yanına koyarak gözlük yapıp başıyla birlikte cama yasladı ve Alina'nın mutfaktaki dalgın mutluluğunu izlemeye koyuldu. Alina ne zaman misafiri gelecek olsa saatler öncesinden mutfağa girer, en güzel tariflerini yapar ve neredeyse saatlerce o mutfaktan sofra hazırlamak dışında çıkmazdı. Üstelik yorulmuyordu da, bir çeşit keyifti, hobiydi onun için. Bir gün eski evinin bahçesinde yaklaşık elli kişilik bir yaz partisi vermişti de o gün sorduklarında "Ben mutfaktayken, yemek yaparken yaşadığımı hissediyorum. Neden ille de bahçeli evde otururum diye tutturuyorum sanıyorsunuz? Mutfak pencerem her zaman güzelliklere açılmalı!" demiş ve gülmüştü. O sıralarda o evden taşınmayı düşünüyordu ancak mutfağı güzel olan bir bahçeli ev bulamadığı için bir türlü taşınamamıştı; ta ki bu eve kadar. Bunları düşünerek cama yaslanıp Alina'nın dalgınlığını izlerken kendisi dalmıştı. Alina elinde kekle camın öte yanına yaklaşıp "Bak sana neler yaptım." diyene kadar onun yaklaştığını görmemişti. Görür görmez pencereden uzanarak birbirlerine sarıldılar. Alina "Hiç girme şimdi içeri, her şey hazır. Bu keki de getireceğim, hepsi bu kadar. Sen geç, otur masaya." 
   Bahar bahçede masa görmemişti. Ne kadar dikkatsizdi son günlerde. Alina kadar dikkatli, yaşadığı her anın, konuştuğu her sözün farkında olabilen bir kadın, hatta bir insan tanımamıştı şimdiye dek Bahar. Yaşına nazaran akıl ve ruh konusunda ne kadar genç kaldıysa, beden yaşı da bir o kadar gençti. Bahar henüz yirmi altı yaşında olmasına rağmen elli beş yaşındaki Alina'nın dikkatinin yüzde beşine bile sahip değildi. Ancak Alina ile birlikte vakit geçirdiği zamanlarda buna şükrediyordu. Alina'dan öğreneceği çok şey olması güzeldi. 

"Masa mı? Nerede Alina?"
"Ah Bahar, doğru ya söylemeyi unuttum, arka bahçede masa. Sağ taraftan arkaya dolan."
   Bahar en azından koca masayı ve Alina'nın hazırladığı harika sofrayı göremeyecek kadar dikkatsiz bir şapşal olmadığına sevindi.